Taksim’de, polislere karşı yapılan ve çok sayıda sivilin de yaralanmasına yol açan terörist saldırı sonrasında devlet yetkililerinden daha önceki saldırılar sonrası yaptıkları açıklamaların aynını duyduk:
“Türkiye'yi karıştırmak, huzuru, istikrarı, güvenlik ortamını bozmak isteyenlere asla ve asla müsamaha gösterilmeyeceğini, bu saldırıların hiçbir şekilde Türkiye'yi birlik, kardeşlik ve kalkınma hedeflerinden alıkoyamayacağını bir kez daha hatırlatıyorum. Biz biriz, biz beraberiz, biz kardeşiz ve bu birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz olduğu sürece bilesiniz ki bu oyunlar bozulacaktır. Bu oyunların temelinde ne yatıyor? Bu oyunların temelinde işte bu tür kalkınmaların engellenmesi yatıyor.”
Bu açıklama hükümetin bu güne kadar olduğu gibi bundan sonrada terörden asimetrik tarzda besleneceğini açıkça göstermektedir.
Terörizm, hükümetlerin, halklarımızı siyasal olarak yönlendirmek için sık sık başvurdukları bir araç haline gelmiştir.
AKP’NİN HALKLARIMIZA VERECEĞİ TEK ŞEY YOKSULLUK VE TERÖRDÜR.
Biz sosyalistler bu nedenle yeniden terörizm karşısındaki konumumuzu açıklamak durumundayız.
"Bunlar milyonlarca insanın kendi mutlak değerleri adına -örneğin ulusların namusu ya da hükümdarın prestiji için- savaşın cehennemine itmeye hazır olan ve dolayısıyla diğerleriyle aynı türden insanlardır" Aynı zamanda terörizmin kendi yöneticilerimizin baskı ve eziyetinden dolayı meydana çıktığını anlamak gerekir. "Biz ümitsizlik ve öç alma isteğinin sadece bu türden sarsıcı eylemleri kaçınılmaz kıldığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde anladık", diye yazdı.
Fakat bireysel öç alma bizi tatmin etmez. Dahası, değişimin politik bir stratejisi olarak Marksizm terörizmin 'uzlaşmaz karşıtıdır'. Hükümetin bakanlarından belirli biri ya da onların ordusu, gizli servisleri ya da gücünün sembolleri terörist hedefler olabilir.
Fakat sosyalistlerin savaştığı sömürü tek bir bakanı ya da hatta belirli hükümetlerin ürünü dahi değildir.
Sömürü, toplumdaki baskı ve haksızlıklar, toplum içindeki belirli bireylerin değil ekonomik sistemi kapitalizm olan bir dünyanın ürünüdür. Bununla beraber vahşi ve korkunç olabilir.
"Kapitalist devlet kedisini hükümet bakanları üzerine kurmaz ve onlarla beraber tasfiye edilemez. Burjuvazi ona hizmet eden yeni insanlar daima bulacaktır".
Terörizmin eylem yöntemleri son derece sınırlı etkilere sahiptir. "patlamanın dumanı uzağa dağılır, panik ortadan kalkar, öldürülen bakanın halefi onun yerini alır, yaşam yeniden eski tekerlek izine yerleşir ve kapitalist sömürünün tekerleği daha önce olduğu gibi döner -ancak polis baskısı daha vahşice ve arsızca büyür."
Bundan da anlaşıldığı gibi dünyayı baskıdan ve haksızlıktan kurtarmak sadece belirli bakanlara suikast ya da orduyu veya diğer hedefleri havaya uçurmayı gerektirmez, fakat kapitalist sistemin kendi sömürüye dayalı köklerini tahrip etmeyi gerektirir.
Sadece güç ile zorlama yapmak işçi sınıfının kolektif yeteneğidir.
"bir grevin, mütevazi ölçüde olsa bile, işçilerin kendilerine olan güvenini arttırma, sendikal gelişme ve seyrek olmamakla birlikte, üretim teknolojisin de bir gelişme türünden sosyal sonuçları vardır" diyordu. Bunun aksine terörist eylem 'kitleler adına' yapılır.
Bireysel teröristler yada terörist gruplar bir bomba yerleştirmek bir eylem düzenlemek ya da bir devlet liderine suikast yapmak için arkasında kendisini destekleyecek kitlelere ihtiyaç duymaz. Tersine, terörist eylemler kendilerini kitle yerine koyacak bir azınlık tarafından bir girişim olarak ortaya çıkar. Bazı zamanlar terörist gruplar önemli bir düzeyde destek kazanır. Örneğin H- Blok açlık grevleri için yürütülen kampanya sırasında 1980’lerin ilk dönemlerinde Prvisional IRA bu durumdaydı. ABD ve Avrupa da düzenlediği eylemlerle bütün Ortadoğu da ve sıradan Filistinliler arasında kitlesel destek bulan Ortadoğu’da ki gruplar için bu kesinlikle doğrudur. Bu desteği anlamak kolaydır. Filistinliler geçen yıl boyunca Amerika tarafından korunan İsrail tarafından sürekli öldürücü saldırılara maruz kalmıştı. Hatta daha önce ABD desteğinde İsrailli Terörün son dönemlerinde Filistinliler yarım yüzyıl boyunca İsrail ve ABD’nin eli altında zorla göçe, şiddete ve katliama maruz bırakıldı.
Çaresizlik duyan bazı insanların misilleme ve sert ve ani saldırlar yapmayı herhangi bir şekilde mümkün görmelerine şaşmamalı. Fakat silahlı ya da terörist grup destek kazansa bile bu kitlesel destek terörist grup tarafından kendi gerçek mücadeleleri için bir arka zemin olarak görülecektir. O mücadeleden geriye sadece terörist eylemler kalır. Ve o eylemler -örneğin bir saldırının planlanması, silahların sağlanması ve bombanın yerleştirilmesi sadece gizli, küçük bir azınlık tarafında meydana getirilir.
Bu terörist suikast ya da bombalama aynı zamanda işçi sınıfı saflarında da özellikle sıradan insanlar yaralandığı ya da öldürüldüğünde, derin karışıklık meydana getirebilir. Dahası bireysel terörizm "kitlelerin rolünü kendi bilinçlerinde küçültür." "birinin amacına ulaşması için bir tabanca edinmesi yeterli ise sınıf mücadelesi için çabalamaya ne gerek var? Bir yüksük dolusu barut ve küçük bir grubun liderliği düşmanı boynundan vurmaya yeterli ise bir sınıf örgütlenmesine neden gereksinim duyalım?"
Terörizm sadece sömürüye karşı mücadelenin farklı bir metodu değil, fakat aynı zamanda sosyalizm için verilen mücadeleye de karşı çalışır. "halkın sopaları ve tırmıklarına karşılık tek tek kahramanların silahları, barikatlara karşılık bombalar - terörizmin gerçek formülü işte budur.
Sosyalistler, işçilerin kendi kontrolü altında olan ve toplumun doğrudan kendi çıkarları için çalıştığı bir toplum çeşidi için savaşırlar. Böyle bir toplum küçük bir azınlığın eylemleriyle kurtarılmış olamaz. Ama ancak işçilerin doğrudan kendi kitlesel etkinliğiyle yavaş yavaş gelişmiş olabilir. Dahası devrimci mücadelenin gelişmesi ile işçiler kapitalist sistemin bütün gerici ideolojisini atmaya başlar. Ve Karl Marks'ın belirttiği gibi "yeniden bir toplum kurmanın koşullarını hazırlar."
Bu nedenle devrimin kendisi kendi yaşamları ve çalışan toplumun kendi yeteneklerine güvenen işçiler hazırlamanın önemli bir bölümüdür. Sosyalistler kendi sömürücülerine karşı verdikleri mücadelede işçi sınıfı ve ezilenlerin şiddet kullanacağını reddetmez. Biz yönetici sınıfın bütün kendi gücünün, zenginlik ve ayrıcalıklarını bir mücadele olmaksızın bize vermeyeceklerini biliyoruz. Sosyalistler için mücadele bireyler yada elit gruplar tarafında yürütülemez, ama ancak işçi sınıfı ve ezilen yığınların kolektif eylemleri ile yürütülür.
Sınıf düşmanlarımız bizim ‘terörizmimizden’ şikayet etme alışkanlığındadırlar. Ne kastettikleri ise pek belli değildir. Proletaryanın sınıf düşmanlarının çıkarlarına karşı yönlendirdiği bütün eylemleri terörizm olarak etiketlemekten pek hoşlanırlar. Grev onların gözünde terörizmin birinci metodu. Grev tehdidi, grev gözcülüğü, köle çalıştırıcı bir patrona ekonomik boykot, kendi safımızdaki bir haine manevi boykot bunlar ve daha bir çoğu onlara göre terörizmdir. Eğer terörizm düşmanın içinde korku uyandıran ya da ona zarar veren her tür hareket olarak anlaşılıyorsa, o halde elbette bütün sınıf kavgası terörizmden başka bir şey değildir. Ve tek sorun, kanunlarıyla, polisiyle ve askeriyle bütün devlet aygıtı kapitalist terör araçlarından başka bir şey değilken, burjuva politikacılarının emekçilerin eylemlerine
karşı infiallerini böyle ortaya dökmeye hakları olup olmadığıdır!
Bununla beraber, terörizm dolayısıyla bizi kınadıklarında, her zaman bilinçli olmasa da, bu kelimeye dolaylı, dar bir anlam kazandırmaya çalışıyorlar. Örneğin işçilerin makinelere zarar vermesi, bu kelimenin tam manasıyla terörizmdir. Bir işverenin öldürülmesi, fabrikanın yakılacağı ya da sahibinin öldürüleceği tehdidi, bir bakana karşı silahlı saldırı teşebbüsü bunların hepsi tam ve gerçek anlamda terörist hareketlerdir. Bununla beraber, uluslararası Sosyal Demokrasinin gerçek yapısı hakkında fikir sahibi olan biri, bu çeşit terörizme karşı olduğunu ve uzlaşmaz biçimde karşı olacağını bilmelidir.
Neden?
Grev tehdidiyle ya da greve giderek 'terör' yaratmak sadece sanayi işçilerinin yapabileceği bir şeydir. Grevin sosyal önemi ilk önce etkileyeceği işletme ya da sanayi kolunun büyüklüğüne, sonra da eylemin içinde yer alan işçilerin organizasyon, disiplin ve eyleme hazırlık derecelerine bağlıdır. Bu ekonomik olduğu kadar siyasi grev içinde geçerlidir. Grev proletaryanın modern toplumdaki üretici rolünden doğan bir mücadele yöntemi olmaya devam eder.
Terörizm kitlelerin rolünü küçültür
Kapitalist sistem gelişmek için parlamenter bir üst yapıya ihtiyaç duyar. Fakat modern proletaryayı politik bir azınlık mahallesine atamayacağı için, er ya da geç işçileri parlamentoya kabul etmek zorundadır. Seçimlerde, proletaryanın kitle yapısı ve politik gelişim düzeyi sosyal ve her şeyden önce üretici rolünün belirlediği nicelikler kendilerini ifade eder.
Grevde olduğu gibi seçimlerde de, mücadelenin yöntem, amaç ve sonucu sosyal role ve sınıfsal gücüne bağlıdır. Sadece işçiler bir grev yönetebilir. Fabrikanın mahvettiği ustalar, sularını zehirlediği köylüler ya da yağma meraklısı lümpen proleterler makineleri parçalar, fabrikayı ateşe verir ya da sahibini öldürebilir.
Sadece bilinçli ve organize işçi sınıfı parlamentoya proletaryanın haklarını koruyacak bir temsilci gönderebilir. Fakat, seçkin bir görevliyi öldürmek için arkanızda organize kitleler olması gerekmez. Patlayıcı yapma yöntemlerini herkes elde edebilir ve bir tabanca her yerde bulunur. İlk olayda yöntemleri ve yolu geçerli sosyal düzenden doğan sosyal bir mücadele vardır; ikincisinde ise her yerde - Çin ya da Fransa- aynı bir mekanik reaksiyon vardır, dıştan vurucu görünen (cinayet, patlayıcı vs) fakat sosyal sistem içinde zararsız.
Küçük de olsa bir grevin sosyal sonuçları vardır: işçilerin kendine güvenini arttırır, sendikayı büyütür ve üretim teknolojisinde iyileşmeye bile yol açar. Bir fabrika sahibinin öldürülmesi sadece polisleri işe katar, mal sahiplerine sosyal açıdan hiç bir şey ifade etmez. Bir terör girişiminin 'başarılı' olup egemen sınıfı karıştırması somut politik durumlara bağlıdır. Her durumda karmaşa kısa sürer, kapitalist devlet, hükümet bakanlarına bağlı değildir ve onlarla beraber yok edilemez. Hizmet ettiği sınıflar daima yeni kişiler bulur; mekanizma sağlam kalır ve işlemeye devam eder.
Fakat terör girişiminin işçi kitlelerine verdiği karışıklık daha derindir. Eğer hedefine ulaşmak için bir tabanca edinmek yeterliyse, neden sınıfsal mücadele çabaları? Az miktarda barut ve büyükçe bir kurşun düşmanı boynundan vurmaya yeterliyse, sınıf örgütlenmesine ne gerek var? Yüksek yerlerdeki insanları patlayıcı sesiyle korkutmak mantıklıysa, partiye olan ihtiyaç nerede kaldı? Eğer meclis balkonundan bakanların sırasına nişan almak o kadar kolaysa, mitinglere, kitle hareketlerine ve seçimlere ne gerek var?
Bizim gözümüzde, bireysel terör kesinlikle kabul edilemez çünkü kitlelerin rolünü kendi bilinçlerinde küçültür, güçsüzlüklerine onları ikna eder ve onların gözlerini ve umutlarını bir gün gelip görevini tamamlayacak büyük bir intikamcı ve kurtarıcıya çevirir. Anarşist 'görev propagandası' kahinleri istedikleri kadar terör hareketlerinin kitleler üstündeki yükseltici ve uyarıcı etkisinden bahsedebilirler. Teorik düşünceler ve siyasi tecrübe tam tersini işaret eder Terör hareketleri ne kadar 'etkili' olursa tesiri o kadar büyük olur ve kitlelerin organizasyon ve kendini yetiştirme meraklarını o derecede azaltır. Fakat karmaşanın dumanları çekilir, panik kaybolur, öldürülen bakanın halefi gelir, hayat eski haline döner, kapitalist sömürü çarkı eskisi gibi döner; sadece polis baskısı daha merhametsiz ve pişkin olur. Sonuç olarak, tutuşan umutlar ve yapay heyecanın yerini hayalden uyanma ve duygusuzluk alır.
Grevlere ve işçi kitlelerinin hareketlerine son verme çabaları her zaman ve her yerde başarısızlığa uğramıştır. Kapitalist toplumun aktif, hareketli ve zeki bir proletaryaya ihtiyacı vardır; bu sebepten proletaryanın elini ayağını uzun süre bağlayamaz. Diğer taraftan anarşist 'görev propagandası' devletin fiziksel yıkım ve mekanik baskı yönünden teröristten daha zengin olduğunu kanıtlar.
O halde, devrimden nerede ayrılır? Bu olaylar onu imkansız hale mi getirir? Pek değil. Çünkü devrim sadece mekanik yolların basit bir toplamı değildir. Devrim sınıf mücadelesinin şekillenmesiyle ortaya çıkar ve zaferi sadece proletaryanın toplumsal fonksiyonlarıyla kazanır.
Politik kitle grevi, silahlı ayaklanma, devlet gücünün fethi bunlar hep üretimin gelişme derecesine, sınıf güçlerinin ayarlanması, proletaryanın sosyal ağırlığı ve son olarak ordunun sosyal bileşimine bağlıdır, çünkü silahlı kuvvetler devrimin devlet gücünün kaderini belirlemesindeki faktördür.
Sosyal Demokrasi var olan tarihsel durumlardan çıkan devrimden kaçınmaya çalışmayacak kadar gerçekçidir; aksine, gözlerini dört açarak devrimi bekler. Fakat anarşistlerin ve onlara karşı girişilen doğrudan mücadelenin tersine Sosyal Demokrasi toplumun gelişimini yapay şekilde zorlayan ve proletaryanın yetersiz devrimci gücünün yerine kimyasal hazırlıkları geçiren bütün yöntemleri ve yolları reddeder.
Bir politik mücadele yöntemi seviyesine yükselmeden önce terörizm bireysel intikam eylemleri olarak kendini gösterir. Klasik terör ülkesi Rusya'da durum böyleydi. Siyasi tutukluların kırbaçlanması Vera Zasulich'i genel infiali General Trepov'a bir silahlı saldırı düzenleyerek ifade etmeye itti. Onun örneği kitle desteğinden yoksun devrimci aydınlar çevresinde taklit edildi. Düşünülmeden girişilen intikam hareketi 1879 - 81 arasında bir sistem haline geldi. Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'daki anarşist silahlı saldırı patlamaları daima hükümetin zulüm hareketlerinin grevcilerin vurulması ya da siyasi muhaliflerin infazı ardından gelir. Terörün en önemli psikolojik kaynağı çıkış noktası arayan intikam duygusudur.
Sosyal Demokrasi'nin satın alınan ve herhangi bir terör hareketinde insan hayatının 'mutlak değeri' hakkında açıklamalar yapan ahlakçılarla hiç bir ilgisinin olmadığını tekrar konuşmanın gereği yoktur. Bunlar, diğer durumlarda, diğer mutlak değerler adına ülkenin onuru ya da kraliyetin prestiji için milyonlarca insanı savaşa sürükleyenlerle aynı kişilerdir. Bugün ulusal kahramanları kutsal özel mülk hakkını veren bakandır; yarın ise, çalışmayan işçilerin umutsuz elleri yumruk olduğunda ya da bir silah aldığında, her şekilde şiddetin kabul edilemez olduğuna dair saçmalıklarına başlayacaklardır.
Ahlakın ikiyüzlüleri ve çekingenleri ne derse desin, intikam duygusunun da hakları vardır. Muhtemel dünyaların bu en iyisinde olup bitenlere kayıtsızlıkla bakmayarak işçi sınıfına en iyi morali verir. Proletaryanın tatmin olmamış intikam duygusunu söndürmemek, tam tersine tekrar tekrar karıştırmak, derinleştirmek ve bütün haksızlık ve insan alçaklıklarının gerçek sebeplerine yönlendirmek Sosyal Demokrasi'nin görevi budur.
Terör eylemlerine karşıysak, bunun sebebi bireysel intikamın bizi tatmin etmemesidir. Kapitalist sistemle olan hesabımız bakan denilen bir memura sunulamayacak kadar büyüktür. İnsanlığa karşı işlenen bütün suçları, insan vücudunun ve ruhunun maruz kaldığı bütün hakaretleri mevcut sosyal sistemin çarpık sonuçları ve ifadeleri olarak görerek bütün enerjimizi bu sisteme karşı sosyal mücadeleye yönlendirmek yanan intikam arzusu bu şekilde manevi tatmine ulaşabilir.
0 yorum:
Yorum Gönder